UNÇULUK ANŞA-BEDİRİK HÖRÜ/üç

Takoz Remzi, Hanımı Bedirik Hürü'nün sevincini görünce "Mırazına erdii avrat, mırazına erdii? Daha ortada bişet yok. Bu işe oğlumuz Cümee ne der? Delemine'nin gızı Leyli ne der? Gızın babası Kepir Gadir ne der? Heç düşündüü bunnarı? Ya gene ‘Olmaz!’ dellerse? Ya gene ‘Bizim Takoz Iremzi'nin oğlu Cümee'ye verilecek gızımız yok!’ dellerse? Navıtırım ben heç düşündüü avrat? Vallaa bag halakıya çıkamam o akıd" derken, o arada bir beygir nalı sesi duydular, hava karardı kararacak, herkes bu kim ola, diye merak ederken, bir de baktılar ki evin duluğundan aşağı Ulak Mulla beygirin üstünde keykeli keykeli geldi.
"Selamünaleyküüüm, hepiciinize ee aşamlar ola" dedi. Hepsi birden “Ve aleykümselaaam Ulak Mulla. Hayırdır aşamınan nerden geliyon bire edem?" dediler.
"Unçulaanşa bibii o iş temamdır." dedi Ulak Mulla.
Unçuluk Anşa, herkesten habersiz, Ulak Mulla'yı gaşınan göz arasında yukarı köye, Kepir Gadirgile çoktan göndermiş bile. Unçuluk Anşa gubararak,
"Ansıddın mı durumu Mulla yeanim." dedi sadece.
"Ansıddım Anşa bibi.”
"Pekiinci, dediklerimi dedii o goca ke'eşe?"
“Dedim bibi."
"Na akıd gelsinner dedi?"
"Cannarı na akıd isdellerse o akıd gelsinner, dedi bibi."
"Hımm... Delenanşa duyunca ne dedi?
"Anşa'atın gırılmaz, dediler ikisi de bibi.”
"Leyli ne duddu geleceemizi duyuncu?”
"Sevincinden ayagları yere basmıyodu bibi.”
Bu haberleri duyan Unçuluk Anşa, eece gubararak, Takoz Remzi'ye dönerek:
"Duyduu İremzi ede, duyduuu?”
“Duydum Anşa'atın duydum. Sen böög gadınsın valla, savul, varul." dedi Takoz Remzi.
"Vay savılasın Anşa bacı, vallaa onca sene barabarıg, şu şahbazlığını bir türlü annıyamadım. Allah ne mırazın varısa versin. Başga ne deem, savul ki savul bacım." dedi. Devam etti, "Na akıd gediyog Cümeeme gız isdemiye? Onu da sööle de oğa göre gayıt görek kele." dedi.
Bu demde, Takoz Remzi, goca gövdesiyle, çardağın bir ucundan bir ucuna, gidip gidip geliyor, arada bir şapkasını sağa sola çeviriyor, pala bıyığını düzeltip düzeltip kıvırıyor, bazen de durup elini çenesine götürüyor. Tüm düşüncesi, Unçuluk Anşa'nın bu işi nasıl yaptığı. Çok evvelki senelere kadar iniyor, aslında aklına bazı şeyler geliyor amma onu da cesaret edip kimseye söyleyemiyor. İçinden, "Vay anasını vay! Bu gadın şeytan gimi." deyip duruyor.
Tabii bu olup bitenleri, Unçuluk Anşa'nın gocası Ellik Ali, çardağın bir köşesinde alaca karanlıkta ciarasını tüttüre tüttüre keyifle izliyor, O da gururlanıyor. Arada bir yılışıyor, "A benim avrada." diyor. Olayları başından beri izleyen Ellik Ali, nihayet suskunluğunu bozdu, lafa girdi:
"İremzi ede, İremzi ede, allaaseen sen ne o başa bu başa dönüp duruyon ki ne bire heerif? Bu iş oldu bil, oldu." dedi. Devam etti: "Vallaa oldu bil!, Çünkü nedii dersen? Bu benim avradın elinden bırag uçan guşu, bişet gurtulmaz gardaşım gurtulmaaaz, gurtulamaz." dedi.
"Bag Ali! Zatan burnumdan soluyom, yanaz yanaz gonuşma baa. Senin aglın yetmez bu işlere. Senin bilmediin, aglıyın ermedii bişet var burda." dedi Remzi.
"Oşd" dedi Ellik Ali. "Neyimiş benim bilmediim, aglımın yedmedii İremzi? Senin bildiin bişirdiine yetmez, yörü ordan! Ben dört sene esgerlig yapmış, sekiz sene de ehdiyadlaa gedmiş, Cihan Harbi’ne gatılmış, nerediyese onbaşılaaçaa yünselen bir esgeridim, ged de beni gumandanımdan sor!" dedi.
Ellik Ali, köyde yaşayan, hanımı Unçuluk Anşa'nın sözünden anadır çıkmayan, olur olmaz her şeye taltif veren, devamĺı askerlik anılarını anlatan, deli tütünden gayrı tütün içmeyen, katran gibi çay içen, yaşı seksenine dayanan, kuru, çelimsiz, avurdu avurduna geçmiş, devamĺı çardakta sırt üstü yatıp oturup ayak ayaküstünde gelip geçeni seyredip herkese bir laf yetiştiren, her şeyi ben yaptım diyen, üfürdüğü zaman ‘vay... anasını’ dedirten, kolay kolay laf altında kalmayan, altı kız, üç oğlan babası, gençliğinde de hanımı Unçuluk Anşa'yı palavra sıkırak ‘Ben garoğol gumandanıyım’ diye gandıran, başka da bir iş yapmayan bir adam.
Köstek Remzi kafasını bir sağa bir sola kıvrattıktan sonra Ellik Ali'nin bu konuşmalarına "Allaam baa sabır ver Yarabbim, Ali ede birezcik hüs! Gadan alıyım na var?" dedi.
Ellik Ali:
“Hüsmessem n'olacag İremzi? Beni yesir mi edicin? Adam dee yanına geldik, şuracıgda oturuyom ben. Begmezine garannıg mı oldum bire yuva? Allaallaaa"
Köstek Remzi; ve lahavleçekerek,
"Anşaatın şu herifine bişed de, yoğosa nufusunu gırarım bag." diyerek yardım istedi.
Unçuluk Anşa, bire İremzi ede, oa ne uyuyon seng ki ne? Bıgdım, usandım, igrah geldim ben onun elinden, gençliimi yedi bitirdi o. Her it ürmüye bir yalanı, biri bişet dese var bir pilanı. Sen esef edme! O gonussun dursun, biz işimize bakak, hani nerde Cümee gelmedi?" demiye kalmadı evin duluğunda yatan it birden susaya doğru cengildeyerek fırladı.
Herkes, "Ne oldu da bu it birdenbire susaya doğru seerrtti acep?" diye düşünürken Bedirik Hürü:
“Cümee’m geliyo, daermene geddiidi yavrım, it onu garşılamıya gopuyo." dedi.
Köstek Remzi, çardağın ucuna kadar vardı, elini kaşlarının üzerine koydu, susaya iyice baktı. Hava karanlık olduğu için bir şey göremedi, hanımına,
"Bire Hüra'atın nerden çıkarıyon Cümee geliyo deen şindik? Eeceniye bagdım gözümde pek feymedmiyo amma kimsecigler görünmüyo, Cümee bir haftada anca gelir, biz de çok geddig o daermene. Ben hezeren bir hafda begledim orda. Gelse gelse bizim tütün gaçakçıları gelir bu seedde." dedi. O arada kulakları çınlatan bir silah sesi geldi, dağ taş yankılandı. O anda itin de sesi kesildi.
Bedirik Hürü, bu sessizliğin üstüne ,
"Amanın Cümeemi vurdular, yetişin! Yetişin gurbannar oluyuuum yetişiiin!" diye kendini parçalarken Ellik Ali, oturduğu çardağın yanında bulunan dut ağacının gövdesinin arkasına geçmiş saklanarak,
"Baa mevzerimi getir Anşa, çabıg baa mevzerimi getir!" diye bağırıyordu.
"Tuh yüzüne, utanmaz herif! Hangı mevzerini getiriyim, utanmıyon zaar dudun bedeninin ardına saklanmıya, ben de goca deen yanımda barındırıyom seni? Olmıyan mevzerin başını yesin senin emi." dedi Unçuluk Anşa.
"Bu bir taktik bire avrad. Düşmen, mevzeri varımış sanıp gaçsın deen dedim, ben bu takdii esgerde öörendim yaa!" dedi Ellik Ali hiç istifini bozmadan.
"Yörü ordan, Tanrı canını almıyasıca seni, takdiimiş. Şunun dediine bag. "Haydin o tüenk sesi gelen yere gediyong, neciimiş baam bu ses." dedi. "Gız Hürü sende şu ağadı kes!" diye ekledi.
Başta Unçuluk Anşa olmak üzere, Ulak Mulla ve Bedirik Hürü, silah sesinin geldiği yere doğru dikkatli dikkatli, ellerinde bir idare lambasıyla sağa sola bakarak gittiler. Köstek Remzi ve Ellik Ali konağın önündeki çardağın altına geçip karanlıkta oturdular. Ciara dahi yakmadılar, ne olur ne olmaz diye. Aradan on dakika geçmedi, arama devam ederken bir silah sesi daha geldi. Arkasından bir daha, hemen arkasından "Vurdum vurduum!" diye bir ses geldi. Bu ses, Avcı Çinçik Yusuf'un sesiydi. Bu arada silah seslerini duyan çardağın altında saklanan Takoz Remzi'yle Ellik Ali, birbirlerine sarılarak birbirinden helallık istediler.
"Hepiciimizi gırdılar geçirdiler İremzi, bu dööslerde Allah gorkusu yok. Hele din iman heç yog dinime. Allaam Sen goru bizi." diye yalvarırken, Unçluuk Anşa'nın sesi gelmeye başladı:
"Vay eddiin işe sıçalar Çinçik Yusub, utanmıyon mu gecootu evimizin dulu'unda av avlamıya? Haydi davşanı vurdun, iti nediin vurdun pezavag?" diye veryansın ediyordu. Bu sesi duyan, çardağın altında saklanan, Ellik Ali ve Takoz Remzi, hemen çardağın üstüne çıktılar, ikisi iki yerden; "Gorkulacank bir bişet yog demedik mi biz? Ancang ortalığı velveliye verirsiniz siz." diye, olay yerine gidenlere bağırdılar. Kendilerine toz kondurmadılar.
Ellik Ali:
"Hıhı, bunnar da avcıyıg de'en gezeller, ancak öğönüller, mangalda kül guymazlar, hey be utanmaz adam, hey bire densiz adam, insen evledi iti vurur mu heç hıı? Siz nasıl atıcısınız? Siz nasıl avcısınız? Esgerde heç mi atış tãlimi eylemediniz? Ah gözel itim ahh! Sen ölmüyeyin de keşkem yerine ben ölüyedim! Senin gimi bir akıllı it daha dünyüe gelir m'ola? Gelmez! Ben biliyom gelmez. Ben bundan kerli ava da gedemem gayrı." diyerek acıştı, olay yerinden gelenlere karıştı.
Çinçik Yusuf, sozaldı kaldı, Unçuluk Anşa'ya o kertede cevap vermek her babayiğidin harcı değil. Sadece, "Anşaatın dezze, davşana sıkıyodum, it gurşunun öğöne adladı, oldu bir kenne, yoğosa ben isdermiyidim sizin iti vurmuya? İnan çok üzgünüm. Bende üç tene daha av iti var. Bu ölen itin yerine ha'asını isderseniz onu veriyim. Cır navar beni af eyle. Niyapak?" diyebildi ancak.
"Ben itini alıp da ne dutucuyum Çinçik Yusub? Senin gimi itler varıkanna bağa göre her yer it yarvım. Zatan benim işim başımdan aşkın. Yıkıl garşımdan! Gözüm görmesin seni. Aşam aşam beni zıartma, get evine de Hırçık Zelihe seni birtii yallasın. Bir dağa da bu muidde av avlamag yasag sağa. Annadıı yasa!" diyerek, beri yanına döndü. "Yörü Hürü gedeen galan." dedi. Takoz Remzi olay yerindeymiş gibi,
"Bire Anşa'atın, bir it uçun Çinçee demediini guymadın yahu, cip a'ar gonuşmadı n mı? Adamcaaz bilmiyerek vurmuş, gasıt yok ki ne bunda." der demez Hemen Yellik Ali lafa atıldı:
"Az bile, dedi benim avrad o hınzır oğlu hınzıra İremzi, birtii dıggat eylesinner canım. Burası Teksas deel ya" dedi.
Unçuluk Anşa ikisine de şöyle ters ters bir baktı.
"Siz de adamıng deen geziyonuz zaar, saklandıınız ininizden nediin çıgdınız goca kerkenezler?" dedi.
İkisi de püsüyü torbaya koydu, çıt ses etmediler. Olay bitmişti artık.
-devam edecek-


Yorumlar - Yorum Yaz